halı saha geyiklerinden seçmeler



* Bilader, kaleye geçebilir misin ?
* Abi ben kaleye geçemem, elim sakat, duramam yani.
* Herkes sırayla onar dakka kaleye geçecek beyler !
* Çalım atmak yok, takım oyunu oynayacağız, kaleyi gören vursun.
* Bi kişi fazlayız; ilk devre bizden ikinci devre sizden oynasın.
* Abi akşam dokuz onbuçuk boş mu ?
* Fazla ayakkabısı olan varmı ?
* Beyler bağırıp çağırmak yok, karışmam bak.
* Topun havasını biraz indirelim.
* Ben yoruldum kaleye geçecem ya.
* Paraları kim topluyo ?
* Abi sen verde benim para arabada.
* Sıcak sular akıyor mu, şampuanı olan var mı ?
* Anahtar kimde ?

* Maçlar acaip zevklidir, maça ciddi başlanır, sonlara doğru tıkanılır ve cıvıtılır.

* — Yavaş lan hayvan.. — dokunmadım bile lan,
(Başkası bagırır, faul yapanın takımından) — Oyna baba oyna hareket topa !

* Yaş kaç olursa olsun kenarda bekleyenler diğer maçın zili çaldığında içeri büyük bir şevkle dalarlar ve topu ısrarla arayıp bulurlar.

* Bir de maç sonu ücret toplama görevini üstlenen kişi vardır ki ağzından emdiği süt burnundan gelir, genellikle de paranın çoğunu cebinden verir, küfreder.

Halı sahaların en önemli yönlerinden biri de özellikle büyük kurumlarda çalışanları kaynaştırma vazifesidir. İyi top oynayanlar her zaman el üstünde tutulur ve haftada en azından bir saat gerçekten işe yaradıklarına inanılır. Ayrıca, bir haftalık muhabbet malzemesi de fazlasıyla elde edilir. Bir de tabii amirinize atacağınız bacak arasının ya da suratına çarptıracağınız topun herhangi bir ceza-i müeyyidesi yoktur!

Üniversitede okuyup da halı saha maçı yapmamış ya da halı sahada oynayan arkadaşlarını seyretmemiş erkek öğrenci sayısı oldukça azdır. Hele Anadolu’daki üniversitelerden birindeyseniz bu ihtimal yok gibidir. Gerçi bazıları ipin ucunu kaçırabilirler… Mesela, her fakültede kesin olarak en az bir şahsiyet vardır ki, bütün halı saha organizasyonları ondan sorulur. Bir maçtan çıkıp diğerine koşar. Öyle ki derslerde devamsızlık sınırına dayanır ama halı sahayı asla ihmal etmez. Cebinde parası yoksa bile ya borç alır ya da kendini arada kaynattırır. Hatta oynadığı bütün maçlar, umumiyetle gece 12 den sonra başlar ve haftada iki-üç maç yapar. Hani, maç trafiği neredeyse profesyonel futbolcular gibidir. Sıklıkla kullandığı cümlelerden biri de şudur: Babama söyledim, benim harçlığı gönderirken yarısını da halı sahadaki görevliye yollayacak. Nasılsa yarısını ona veriyorum; para dolaşmamış olur böylece.?

Halı saha görevlileriyle muhabbeti bayağı ilerletir. Asla kaparo vermez, bir telefonla maçı bağlar. Belki de milletin göbek bağı okula, camiye falan bırakılırken; onunki halı sahaya bırakılmıştır. Çevrenize iyi bakın; mutlaka göreceksiniz böyle birilerini…

Halı saha maçına çıkmadan evvel bazılarının yüzünde sanki Dünya Kupası finaline çıkıyormuş gibi bir ifade vardır. Maçtan evvel ısınırlar, taktik konuşurlar. Tabii taktikten kastımız, kimin nerede oynayacağı, pardon duracağıdır! Ayakkabılar, eşofmanlar ve bilhassa da formalar o biçimdir. Ronaldo mu istersiniz, Eto o mu ? İsterseniz Ronaldinho ya da Zidane da verebiliriz… Yerli çeşitlerimiz de mevcuttur.

Dinç olan bedenler mütemadiyen koşmaya, pres yapmaya, kaleye bomba tesirli şutlar göndermeye, ara pasları atmaya hazırdır. Ancak müsabakanın ilerleyen dakikalarında adına kondisyon denen melun şeyin yokluğu yakalara yapışınca ayaklardaki kuvvet yavaş yavaş çekilir. Maçın başında tazı gibi sağa sola koşanlar, artık vücutlarının kendi yaptığı ağırlığı fazlasıyla hissetmeye başlar. Kafalarda taktik, plan ve düşünceler canlılıklarını halen muhafaza etseler de vücut, beynin arzularını reddeder. Zaten yorulanlar da kimsenin teklifini beklemeden kaleye geçip teneffüs molası verirler…

Çoğunun yüreğinin bir köşesinde olmak istedikleri bir futbolcunun izi vardır. Çalımlar atılırken, şutlar çekilirken, kendi aralarında konuşurlarken, sevinirken, üzülürken, ısınırken, paslaşırken, koşarken hep kafalarda bir hayal vardır. Halı saha, bastırılmış, dışa vurulamamış hislerin yoğunlaşma alanıdır. İnsanların serbestçe (ama belli etmediğini düşünerek) hayal kurabildiği yegâne mekânlardan biridir.

Kim bilir, şartlar elverseydi ya da o ileri görüşü olmayan babalar müsaade etseydi onlar da Türkiye de, İtalya da, İspanya da, İngiltere de ve emeklilikleri yaklaşınca da Katar da top oynayabilirlerdi. Hem de Hakan dan, Nihat tan, Yıldıray dan, Emre den, Rüştü den, Tuncay dan, Sergen den daha başarılı olurlar, onların kaçırdıklarını kaçırmaz, yediklerini yemezlerdi! Herkes biraz topçu bu ülkede… Çünkü, halı sahalar var

HALI SAHA MAÇLARININ YARARLARI

Evli orta yaşlı erkekleri halı sahalara çeken, spor yapma arzusundan çok oyun tutkusudur. Çünkü futbol, spor olmanın yanında daha çok oyundur. Hem de güzel bir oyundur. Oynayan taşkın duygulanımlar yaşar… Gol atınca, dünyayı ele geçermiş gibi sevinebilir, gol yiyince çılgına dönebilir… Ortaklaşa bir güzelliğin paylaşımı ya da ortaklaşa mücadelenin ruhunu yaşar… Diğer yandan olumsuzluklarla baş etmeyi öğrenir. Bir oyundan daha ne beklenir ki?
Eğer amaç spor olsaydı, bu orta yaşlı erkekler, daha ekonomik ve daha az sakatlanma riski olan koşuyu tercih ederlerdi. Yahut, spor salonlarında kas geliştirmeyi denerlerdi. Zaman zaman bu tür eğilimler de gözlenebilir, fakat, hiçbiri topun peşinden koşmak kadar ne zevk verir, ne cazip gelir. Döner dolaşırlar halı sahanın yolunu tutarlar. Çünkü top, başlı başına çekicidir. Henüz emekleyen çocuklar bile topla oynamaya karşı aşırı ilgilidir. Dünyanın yuvarlak olmasından mıdır? Yoksa oval şeylere insanın ilgisinden midir bilinmez ama top, oyun oynama dürtümüzü fena kışkırtır. Yüz metre ileride büfeye yürümeye üşenen orta yaşlı erkekler, sıra topun peşinde koşmaya gelince, kalp krizi riskini bile göze alarak bir saat koşabilirler… Bir hafta ağrılara katlanabilirler ve şikayet etmezler. En küçük hastalıklarda eşlerine nazlansalar bile, halı sahadaki sakatlıklarını cesurca göğüsler ve kabullenirler.
Halı sahalarda futbol oynamanın beklenmedik yararları da vardır. Orta yaşlı erkeklerin hala güçlü olduklarını hissetmelerine yarar örneğin. Fakat daha çok, akranlarıyla bir araya gelmenin meşru yollarını oluşturur. Artık eşlerinin görünmez egemenlikleri altına girmiş olan orta yaşlı erkekler, akranlarına daha az zaman ayırabilmektedirler. Oysa akranlarıyla vakit geçirmeye karşı hala büyük istek duymaktadırlar. Halı saha bu sorun için harika bir çözümdür. Çünkü, en nihayetinde spor yapacaklar ve hep şikayet edilen kilolarından kurtulacaklardır. En azından böyle bir umut vardır. Bu nedenle eşleri, halı sahaya gitmelerine rıza gösterir. Arkadaşlarla bu buluşma, giderek kurumsallaşmış ve katılaşmış aile bağları arasında sıkışan erkek ruhunun gerginliğini hafifleterek, aile kurumunun devamına ve mutluluğuna katkı sağlar.
Erkek ruhunun başka gerginlikleri de vardır. İş yerinde ya da özel hayatındaki engellemelerle birikmiş olan öfkesini bir yere boşaltması gerekir. Halı sahalar bu iş için de biçilmiş kaftandır. Sahaya çıkan oyuncular, futbolun mücadele olanaklarını kullanarak sürekli bağırır çağırır, hatta rakiplerine tekme atar. Bu fauller meşrulaşmış şiddetdir. Bağırmalar da dizginlenmiş çılgınlık… Ama her ikisi de gerilimleri azaltır ve orta yaşlı erkeklerin ruhunu dinginleştirir. Maçtan sonra alınan duş ile ruhsal gevşeme gerçekleşir. Böylece orta yaşlı erkek, bir hafta boyunca sakin ve uysal olarak topluma uyarlı yaşar. İş çevresi de, ailesi de huzur bulur.
Halı saha maçları ayrıca toplumsallaşmaya da katkı sağlar. Bir hafta boyunca, bir önceki maçın kritiği yapılır. Hatta yaratıcılığı bile kışkırtır. Çünkü orta yaşlı erkekler, maçlarla ilgili rakiplerini kızdırmayı severler ve bunu çeşitli estetik değerler üreterek yaparlar. Fotoğraflar, sloganlar, haberler … Bir haftanın canlı yaşanmasını, iş hayatındaki boğuntuyu ve aile hayatındaki monotonluğu aşmalarını sağlar.
Bütün bunlar orta yaşlı erkeklerin dikkatlerinin küçük aile sorunlarından uzaklaşmasını sağlar. Söz gelimi eşlerinin kırışıklıklarının artmasına dikkat etmezler. Yahut, çocukların harcamaları veya yaramazlıkları kolaylıkla kabul edilir. Eşlerinin alış veriş isteklerini veya harcamalarını olgunlukla karşılayabilirler. Bilindiği üzere, ne kadar edilgen olursa olsun, erkek ruhu, öfkeye yakındır ve olmadık zamanlarda ve gereksiz bir şekilde alevlenebilir. Durduk yere herkesin ağız tadını kaçırırlar.
Orta yaşlı kadınlar bu nedenlerden dolayı halı saha maçlarına dua etmeliler. Çünkü, halı sahalarda sakinleşen orta yaşlı erkekler, giderek daha uyumlu, edilgen ve barışçı olurlar. Böylece daha kolay yönetilebilirler. Evli kadınların, kocalarından en önemli beklentileri bu değil mi?

birbirine atıp tutanlar

birbirine atıp tutanlar


iki üç tane dümbeleğe hadi lan bi halı saha maçı yapalım demenizle başlar her şey.
bu dümbelekler, halı saha maçı öncesinde saatlerce işte biz böyle top oynarız, şöyle iyiyiz, herkesle maç yaptık, bizim futbol geçmişimiz var, zart da zurt da…
saatlerce konuşurlar, maçtan önce çevresindeki herkese taktikler verirler, sen şurda oyna, sen ortadan gel bizi besle falan da filan da…
işte bu halı saha öncesinde atıp tutan gençlerimiz maç başlayınca bir anda mal oluverirler, sürekli beslenmeyi isteyen gençler toptan kaçar, ayaklarına gelen topu kontrol edemez, atağı mundar ederler.
gariptir ki fovette başladıkları maçı kalede bitirirler, vah gariplerim halbuki maçtan önce ne karizmaları vardı.
bir de gençler utanmadan hala maç sonunda iyi olmadıklarını ama daha normalde çok iyi oynadıklarını iddia ederler.

Hali saha maci ayarlamaya calisan gencin drami

1-gerçekten böyle bir dram vardır,genelde maçlar yediye yedi oynandığı için kendisi hariç 13 kişiyi organize etmek oldukça beyin yorucu bir iştir,ayrıca kişiye yüklenen telefon masrafları da cabasıdır.

2-halısahayı aramak, saat ayarlamak, daha evvelden aranıp maç teklifi yapılan arkadaşları tekrar arayıp saat bildirmek, maça gelmeyip son dakika golü atan arkadaşların yerine alelacele telefon rehberine bakıp rastgele adam çağırmak, eksik oynamak, tüm futbol oynama arzusuna rağmen oynayamamak gibi bir dizi sorunsalın bünyede oluşturduğu ruhsal hezeyanlardır.

3-altıya altı oynamak için toplam oniki kişi olması gerektiği halde, sahaya kendisi dahil sekiz kişi çıkarabilip de bazı arkadaşlarını maç esnasında cepten arayarak sahaya çıkarmaya çalışan gencin dramının bir level altı.

4-bunun bir sonraki modeli
“halisaha turnuvasi organize eden göbekli amcanin hazin sonu”

5-bu adamcagız için en eziyet cevaplardan biri de mac için aranan kişinin -ne biliyim abi herkes oynuyormu gelirim o zaman ama bi bakalım.. gibi cevap içermeyen bir cevaptır. bazı kılkuyruklarında kendine ekuri seçtiği tipinde oynaması sartı vardır -hayır abi mevlut oynamazsa ben oynamam yok yani aslında ondan degil hem misafir gelecek….
bu durum oyle vahim sonuclara giderki bu gencin cep telefonu masrafı macta verecegi parayı katlar gecer bide bu arkadasların futbol ortalaması vasatlarda veya altında olup boyle bir misyonla kendilerini yesil halılara kabul ettirir.

6-önceki haftalarda eksik oynama sorunu yüzünden “mutlaka satan olur!” düşüncesiyle o hafta 20 kişiyi çağıran ama hiçbirisinin satmaması sonucu 14 kişilik sahada 20 kişiyi oynatabilen, daha sonra arkadaşlarından azar işiten, sonraki hafta sadece 14 kişiyi çağırmasına rağmen bu sefer de 10 kişinin gelmesiyle yine arkadaşlarından azar işiten, ne yapacağını bilemeyen, sinirinden ağlayan insan türünün gözyaşlarıyla takip ettiğimiz dramı..

7-birbirini sevmeyen arkadaş gruplarını biraraya getirmemek ve tatsızlık çıkmaması için elinden geleni yapan, ama adam eksikliğinden kaynaklanan sorunlar yüzünden bu grupları birarada oynatarak barışmaları ümidiyle yaşayan, iki ucu boklu değneğe sahip gencin dramı…

8-bu genç bir arabaya sahip ise daha da dramatik hala gelen dram çeşidi…
maça gelmesi için çağırdığınız insan, “abi, çok işim var. evimden alırsan gelirim.” gibi bahaneler üretir. adam eksikliğinden dolayı da organizatör genç eşek gibi serviscilik yapar. kapısına gelince de 50 saat bekletir adamı, sonra da maça geç kalınır. organizatör genç, organizasyonu yine eline gözüne bulaştırmıştır.

9–alo metin gelicekmisin maça, ya hadi be abi ya sende gelince 14 edicez ya herkes geliyo işte.. hadi hocam yaa

-alo ismet ha hadi maç ya hadi abicim daha rez. yapıcam ok işte sen metin ben..
-alo hüseyin mac yapıoruz ne işi ya sacmalama olm geliyosun. ne bağarıon ya iyi gelme allah allah
10-halısahanın parasını toplarken kimseden bozuk para çıkmayıp etrafta da bakkal gibi parayı bozduracak herhangi bir yer olmayınca “abi sen ver ben sana sonra veririm!” sözlerine inanması sonucu eksik olan halı saha parasını kendi cebinden tamamlayan gencin zügürtlükle sonuçlanan dramı…

11-havayı koklayan adama rakip olması muhtemel, hava durumu programlarını hiç kaçırmaması gereken, yağmur duasından şiddetle kaçınan gencin her bölümünde değişik bir heyecan ile seyrettiğimiz dramı…

12-”abi ben de oynayabilir miyim? bak geçen hafta da oynamadım!” gibi yalvaran ve acınan modlara giren insanlara karşı hayır kelimesini zamanında kullanmasını bilmesi gereken gencin herkesi mutlu etmeye çalışırken karşılaştığı durum…

13-sadece sahayı ve oyuncuları ayarlamakla bitmeyen dram. halı sahayı ve oyuncuları ayarlamakla yükümlü gencimiz, herkesin maç saatinden önce orada olmasını sağlamayı ve maç bitiminde saha parasını eksiksiz toplamayı da üstlenmiş sayılır. hatta, maç esnasında çıkabilecek bir tartışma sebebiyle “ya nereden çağırdın bu adamı? maçın içine etti” tarzı ithamlara karşı kendini savunmak zorundadır. dolayısıyla, maç öncesi, maç esnası ve maç sonrası yükümlülükleri barındıran bu sorumluluk; stres kaldıramayan bünyelerde büyük gerginliğe sebep olurken, stres kaldırabilen bünyelerde, geleceğin profesyonel organizatörlerinden biri olmaya atılan ilk tohumlardır. şayet ahmet san, gençliğinde halı saha organizasyonları yapmışsa, “bu hale” gelmesinde o zamanki amatör çabalarının etkisi olduğunu düşünmek garip değildir.

14-saha içinde herkesi mutlu etmek ve maçtan sonra “sağ olun beyler” demek gibi bir misyonu da vardır. olası kavgaların ilk ayırıcıs ve maç sonu yenillecek baklavanın da paket açıcıcısı hep o lur. sonradan olunacak bir şey değildir, zira insan doğuştan halı saha organizatörü olmak zorundadır.

15-yaşattığı hisler bakımından köyden ailesiyle istanbula gelen emrah’ın dramına oldukça yakındır.

16-bir de organizatör gencin sürekli yalan söylediği durumdur.adamın psikolojisini bozar.misal kimse gelmez ama gelmeyen arkadaşlar çağrılan arkadaşa söylenmez.

-kimler var oğlum kaç kişiyiz? geçenki gibi olmasın bak!
+yok oğlum herkes geliyo.ahmet de gelirim dedi,mahmut da…
-oğlum bak geçen de böyle dedin kaldık japon kaleye eminsin di mi? 14 kişiyiz.
+ehm…eee belki ahmet gelmez ama ben adam bulurum.

17-karma maç yapılacagı zaman ise takımları kurmakla ve dengeleri eşit tutmakla yükümlü olan gencin dramdır,takımlar eşit olmazsa veya eşit oldugu halde bir takım fark yerse dramımızın başrolündeki genç mutlak suretle “abi sikerim ya böyle takım mı olur bize kaleci ayrlamadın” ve türevi laflarla karşı karşıya kalacaktır.

18-karşı takım kentin daha gözde bir okuluysa bir yığın taraftarla gelir. bu ordunun halısaha kapılarına dayanacağını bilen zavallı genç oyuncular yetmiyormuş gibi bir de taraftar toplamaya çalışır.

19-bunlar genellikle takımı toparlayan, maç sonrasi millete cay yahut karpuz gibi seyler ismarlayan,mac icinde hadi abicim basarak biraz falan gibi laflar eden ağır abilerdir.gereklidirler.olmazsa olmazdırlar.

20-yeterince karizma sahibi iseniz -bu aksam top oynuyoruz- dediniz mi üstesinden kolaylikla gelebileceginiz durum.

HALI SAHA TİPLEMELERi



HTML clipboard HALI SAHA TİPLEMELERİ
1) ESKİ FUTBOLCULAR:
Vakti zamanında amatör takımların alt yapısında top koşturmuş,FUTBOLU ÇOKTAN BIRAKIP GÖBEĞİ SALMIŞ;lakin tecrübe avantajını çok iyi kullanan babacan adamlardır.Genellikle ikinci yarıda dilleri bi karış dışarı sarkar ve biterler.Güzel insanlardır…

2) YETENEKLİ ÇOCUKLAR:
Okul takımında ‘geleceğin yıldızı’ muamelesi görmüş;lakin babası tarafından ”oku len eşşek sıpası” tehditleriyle tahsil hayatını sürdüren ELE AVUCA SIĞMAZ ADAMLARDIR.SAHADA TEK RAKİPLERİ KENDİLERİDİR.Vazgeçilmezdirler,fakat birazcık gıcıktırlar aynı zamanda…

3) HIRS KÜPLERİ:
Futbolu halı sahada öğrenmiş adamlardır.”Allah Allah” nidalarıyla Bizans ordusunu mahvedecek yeniçeriler gibi sürekli saldırırlar.TEKME,DİRSEK NE BULURLARSA ONU ATARLAR RAKİPLERİNE.Tehlikelidirler…

4) SON ANDA KADROYA ALINANLAR:
Maç kadrosuna adam eksikliğinden son anda dahil edilirler.EMANET AYAKKABI KÜÇÜK,EMANET ŞORT BOL GELİR BUNLARA.Beklenmedik derecede güzel oynayanları mevcuttur.Gene de bir sonraki maçın kadrosuna ‘kafadan’ düşünülmezler.Eziktirler bir bakıma…

uludağ sözlükte halısaha tanım ve yorumları



  • üzerinde genelde 6′şar ya da 7′şer den futbol oynanan yer. genelde 1 saat oynanır, oyun başladıktan yarım saat sonra oyunu cok ciddiye alanlar sahaları değiştirirler. bi de hesabına oynanınca tadından yenmez.
  • olduğum takımın yenilmesi zor olan musabakaların yapıldıgı saha çeşiti. *
  • 7 ser kisilik maclari buyuk zevk veren,insanin kimi zaman hirs yapip kendini samiyen de sanacak kadar kastigi,olmasaydi en az 10 kilo daha sisman olmam muhtemel olan spor aktivitesinin ad aktarmasi yapilarak kisaltilmis hali.
  • -hadi bi hali saha yapalim
  • artık birçoğunda yapay çim $eklindeki halıların bulunduğu aktivite mekanı… önceden yer ayırtmak için kapora parası verilir. halı sahanın sunduğu hizmet ve sahip olduğu kaliteye göre saat ücreti deği$ir. bu ücret genellikle 30-120 ytl arasında oynar. gece maçlarında aydınlatmalar kullanıldığı için gece maçı daha pahalı olur.

    bir halı sahanın boyutu, sahibinin iyeliğindeki arsanın boyutlarına göre deği$kenlik gösterir. 5′er ki$iyle rahatlıkla oynanabilen sahalar olduğu gibi, bu rakam bazı sahalarda ise “11′erlik” sayısına kadar yükselebilir.

    halı sahalarda oynayacak insanların giyinebilmeleri ve e$yalarını koyabilmeleri için in$a edilmi$ bir yapı bulunur. her takım ayrı bir odaya sahiptir ve halı sahada bulundukları sürece o odanın anahtarı takım elemanlarında durur. oynayanlara su, bisküvi, kraker gibi mamüllerin satıldığı büfemsi mekanlar da vardır. ayrıca bu büfemsi yerler futbol ayakkabısı olmayan mü$terilere bir maçlığına ayakkabı kiralarlar. isteyen kaleciler, buralardan kaleci eldiveni temin edebilirler.,

  • halı saha içerisinde top oynanan yerdir.Ama günümüz gençleri halı saha organizasyonuna da halı saha demektedir ki apayrı bir olaydır.
    *
    hali saha organizasyonlari yeni başlayanlar için bir hafta öncesinden başlar.Cep telefonuna bir mesaj düşer.Cumadan itibaren Antalya’dayım göster bakalım organizatörlüğünü diye.Hemen günümüzün en büyük icatlarından olan msne girilir.Bakılır hali saha tayfasindan online olan varmı.Elemanlar bulunur gençler bir maç yapalım hamlastik iyice diye lafa girilir.Gün belirlenir.Ama daha haber verilecek 12 kişi daha vardır zira takımlar genelde 7şer kişiden oluşur.Bir bir isimler yazılır. ‘Bulut’u da yaz,Mustafa da kesin gelir,abi benim kuzen var iyi defansdır o da gelir” gibi mesajlar gelir.13 kişi hazırdır ama bir kişi eksikdir o da kalecidir.Kaleci arayışı iletilere yazılarak başlar.En sonunda abi salla top çarpar sana zaten bak para da almicaz muhabbeti güzel oluyor diye bir arkadaş ikna edilir.

    Maç gününe kadar hergün copy/pastlerle ‘bak abi yarın gidiyoruz maça,ben yine de hatırlatayım’ diye son rötuşlar yapılır.Son akşam saat 22:00 dolaylarında bir mesaj gelir.Abi Utku gelmiyormuş.Hayde adam aramaya başlanır.Futbolla alakası olmayan bir insan da bu olay atlatılır.

    Maç günü saat 12 de telefonlar gelmeye başlar. Abi size geliyim ordan gidelim’.'Lan kaçta gidicen beraber gidelim’.gibi smsler gelir.Msn acılır açılmaz hata verir akşam için sorun yok dimi diye.saatler 3 olmuştur,ilk baştaki kemik tayfa bi evde toplanmış*maç hakkında konusmaya başlar kadrolar ayarlanır.

    Maç saatine doğru sahaya gidilir.Gelenlerle muhabbete başlanır genelde havadan sudan konuşulur.

    Diğer maçı izleyelim diyen bir iki futbol manyağı dışında bulunan bir top vasıtasıyla düşürme düşürme nidalarıyla topa kafa atılır.içerden ses gelir gençler oynamayın orda top diye.

    Maçın bitiş zili çalmıştır.Bir sürü futbola hasret genç içeri koşuşur.içerisnden tabii ki kemik tayfa ve bir iki kişi daha sahaya yavaş yavaş girer.Ve kenardan kenardan koşarak isinma hareketlerine başlar.Millet lambur lumbur topa vururken bunlar yüzlerinde sıcak bir gülümseme ile muhabbet ederek ısınma hareketlerine devam ederler.Topa vuranlardan bir genç hadi artık başlayalım diye bi sersenişte bulunur.Isınan tayfa dur olm sakatlancaz gibi cümleler kurar ama heyecanlı genç ve arkadaşlarının sabrı taşmıştır.

    Formayı kim giycek tartışmaları başlar.Ve bu olay ilk golu yiyen giyer kuralı ile hemen çözülür.

    Artık herşey hazırdır.Maç yapılan santra ile başlar.

    Futbolu bilen adamlar pasla başlar karşı takımdaki heyecanlılar presle başlar maça top nerde onlar ordadır.

    Maçın 10.dakikasında ayakta 5 kişi kalmıştır.Onlar da … sizinle yapılcak maçı derler ve bi boşluktan sonra maç tekrar başlar.Yine 15 dakika sonra maç cıvımıştır ve olay tek kale maça döner.

    Not:Bu yeni başlayanlar için bir yazıdır.Bir de rayına oturtmuş adamlar vardır ki onlar gerçekten profesyöneldir*.Onları da başka bir boş anımda yazıcam.

  • gençlerin ya da yaşı geçmiş, saçları dökülmüş, koca göbekli gençliklerinde keşfedilmeyen abilerin ter attığı halıdan saha.
  • kalesi küçükse daha bir devleştiğim futbol oynamak için harika,ücretli,ışıklandırmalı ve kantinli mekanlar bütünü
  • uzun bir süreden sonra yüzgöz olunduğunda: “abi daha maç falan yapmayacağım ya gidelim operaya daha iyidir, yormaz hem bedeni.” düşüncelerine gark eden mekan.

halı saha takım isimlerine örnekler



deportivo la korumha
dandiko madrid
spartak boşkova
atletico yeditepe
dinamo vuruşaga
deportivo la konya
güven tuz
olympique limon
forza pompino
ısparta prag
pandik ac
atletico marlboro
borisya bolu
sen danalar
atletico fanila
alsenal
spartak maslak
piiz lizbon
alkolik bilbao
psv ayidöven
manchester büyük şehir belediye spor
real mardin real madrid’e ithafen.
atletico mardin bir diğer madrid takımına ithafen.
werder veremem werder bremen’e ithafen.

makina muh: civata/somun spor
insaat muh: amele spor
cevre muh: atik spor
bilgisayar muh: data spor
matematik müh:cosinus atmis sinus tutmus…..

kimsin sen kolonya ( bologna)
sürtünmesiz pistons (detroit pistons)

diğerleri….
atan galip
boca boston
takım taklavat
****ülte
hitlerin itleri
godayi gençlik
abaza united
moderatörgücü idman yurdu
gammazspor
çaylakbahçe
istanbulls
yener kuzen
boruysa boru
salatasaray
yenerbahçe
kekiktaş
dallas dallamas
buca juniors

halı sahaların vazgeçilmezi sergenvari oyuncu



her halı saha maçında vardır bu tipten,fazla koşamaz orta sahada beyin görevi görür tekniği sayesinde.gençliğinde tozu dumana katmışlığı kendi deyimi ile ortalığın amına koymuşluğu vardır.ama artık göt göbek birbirine karıştığından çatala vuruşlar araya paslar yapar, çapraz toplarla topu koşturur.herşeye rağmen halı sahanın vazgeçilmez abilerinden olur.oyun stili ve kilosu ile sergen gibi ya dedirtir.

2. takımın kaptanıdır. genellikle önlibero oynar. takımı yöneten yönlendiren isimdir. sahanın fahri kaptanıdır. yaşı itibarı ile gerek kendi takımının oyuncuları gerekse rakip takımın oyuncuları her türlü kararına saygı duyar. sahadaki tatsızlıkları tatlıya bağlayan isimdir.

aynı zamanda saha dışında da büyük artıları vardır. halı sahaya arabayla gelir. maçın yorgunluğundan sonra herkesi eve bırakması takdire şayandır. hatta bunların en mükemmel versiyonları vardır onlar da maçtan sonra bir büyük şişe kola ve plastik bardak alıp kola ısmarlarlar.

Halı Saha Klişeleri

*Maçın henüz başıdır. Takımdan bir oyuncu uzaktan abanır, top dağlara taşlara gider. “Beyler paslı oynuyoruz, bam güm oynamayın” der birisi. 5 dakika sonra az önce topu dağlara taşlara yollayan eleman bu sefer sağlam vurur, top 90′a gider. Az önce paslı oynamamız gerektiğini söyleyen abimiz, gol sevincinde aynen şöyle der, “Aferin…beyler, hep böyle, devam”

* Top sahadaki bir arkadaşın hassas noktasına gelmiştir. Öneriler hazırdır;”Zıpla olm”, “Hacı, git işe bir kenara” vb.

* Kaleci olarak sahaya çıkan bazı arkadaşlar ücretin yarısını ödeme konusunda ısrarcı olurlar. Şayet iyi kaleciyse bu kişi, takımın diğer elemanları bu duruma razı olurlar.

* Sabit bir kalecisi olmayan takımda, ekseriyetle takım içi kavgaların çıkması muhtemeldir. “Abi, ne var ileride ya? Gel biraz kaleye geç, bir bok yaptığın yok zaten” şeklinde sitemkar cümleler işitilir.

* Halı saha maçı organize etmek dünyanın en zorlu işlerinden biridir. Mümkünse hiç bulaşmamak gerekir. İnsanların peşinden koşmak, telefonda millete yalvarır moda geçmek, giden kontorler vs. Bunlar gerçekten adamı yiyip bitiren etkenlerdir. Maçı organize edebilmek için bu gibi durumlarda yalan söylenebilir. “Abi sen geldin mi, tamamız. 12 oluyoruz” gibi. Bunu telefon açtığınız herkese söyleyebilirsiniz. Etkili oluyor.

* Rakibin kalecisi iyi çıkınca, hemen “Nerden buldunuz bu kaleciyi? Lisanslı mı?” muhabbetleri yapılır.

* Defansta tek başına kalan ve sürekli rakip ataklarıyla boğuşan eleman en sonunda isyan eder;”Ya a….. koduğumun yerinde herkes forvet. Defansa gelen bir Allah’ın kulu yok. Defansa gelin lannnn!!!”

* Rakip dişli çıktı mı, yapılan fiks yorum:”Abi adamlar her hafta oynuyor. Ezberlemişler birbirlerini”

* İstediği pasları bir türlü alamayan, göbeğiyle birlikte forvet mevkinde konumlanmış, yaşça sahadaki kişilerden oldukça büyük gösteren abimiz bir türlü istediği pasları alamıyordur. En sonunda dayanamaz, adeta patlar:”S…….m atacağın pası.. yarım saatir bağırıyorum kale önünde.”

* Topu ayağına aldığı zaman 35 kişiyi çalımlamaya çalışan, her pozisyonda en olmazı, en zor olanı yapmaya çalışan tipler vardır. Bu kişiler Hasan Şaş gibidir. Çalım üstüne çalım atma meraklısıdır, ki bunlar en kıl olduğum halı saha topçusu tiplemelerinde kafadan liste başıdır. Maç biter, yenilginin verdiği sinirle elemanın biri çalım manyağı arkadaş için şu yorumu yapar:”Bir dahaki maç Mehmet’i çağıracaksanız, ben yokum. Pas pas diye yırtınıyoruz ileride, herif görmüyor bizi”

* Defansta çakılı oynayan ikililerden biri takım korner kullanırken, ileri çıkmaya karar ver. Ve yanındaki partnerine, “Abi, sen geride kal” der. Diğeri önce davrandığı için, geride kalmalıdır bu kişi. Biraz erken davransa, o gidebilirdi, ama artık çok geçtir. Bir keresinde böyle bir diyaloga şahit olmamın akabinde, defansta kalan bir abimiz, kornere giden partneri için “Pezevenk sanki Luciano. Her kornerde gol atıyor ya, ondan ileri çıkıyor ibne” demiştir. Yarılmama vesile olmuştur.

* Maç tahmin edilenden daha kötü geçiyordur. takımlardan biri diğerini ezip geçiyordur adeta. Sahadaki oyunculardan biri dayanamaz bu duruma, ve “Abi böyle olmayacak, Ahmet’i size verelim, Vedat bize geçsin” der. Orada anlaşılması gereken şudur;Ahmet iyi oynuyordur, Vedat ise toptan çakmadığı gibi, fasulyeden muamelesi görmektedir. Bu gibi durumlarda Vedat olmak zor olmalı. Böyle bir psikolojiye girmek istemezdim açıkçası.

* Maç bitmiştir. Kazanan takımın oyuncularının rakipleriyle dalga geçme zamanıdır. “Ya siz kesmiyorsunuz artık bizi. Haftaya da böyle oynayacaksınız, hiç gelmeyelim boşuna” şeklinde rakiple alay edilir. Olayı özele indirgeyenler de olabilir. Bacak arası gol yiyen kaleciyle alay edilir. Boş kaleye atmayan kazmanın üstüne gidilir vs.

* Bir sakatlık pozisyonu yaşananır. Rakibine sert giren oyuncular bu gibi pozisyonlarda ikiye ayrılır. Birinci grup rakibinin durumunu soran, yardım etmeye çalışan iyi niyetli insandır. İkinci gruptakiler ise öküz yaradılışlıdır. Bazen bu gibi durumlarda arkalarına dahi bakmazlar. Maç sonrasında o pozisyon tartışıldığında topa müdahale ettiklerini söylerler. Sağlam bir küfürü hak ederler.

* Kimileri bu tip maçları çok ciddiye alır. Maç başlamadan önce bütün takım kalenin önünde toplanır. Herkesin geçeceği pozisyon söylenir. Yine paslı oynanması gerektiği vurgulanır. Ama tecrübeyle sabittir ki, maç başladıktan en fazla 5 dakika sonra oyuncular kafasına göre oynamaya başlar.

*Halı sahada amaç amatörce heyecan yaşamaktır. Bu sebeple ödetmesine ya da iddiasını oynanan maçları hiç sevmem. Ortada bir hediye varsa, maçlar tekme tokat geçer. Kavga gürültü bol olur. Halı saha denen şey eğlence amaçlıdır, ter atmaktır mevzu.Kavga etmeye meyilli olanlar gitsin “dövüş kulübü” açsın.

Not: Yukarıdaki maddeler tamamen kendi gözlemlerim sonucu ortaya çıkmıştır. Her halı sahada yaşanması muhtemeldir. Ekşi sözlük yahut başka bir kaynaktan araklama değildir. İzin gösterme zorunluluğu olmaksızın her yerde yayınlanabilir..

zamane sözlüğe göre halı saha tanımları



sehir insaninin spor yaptigi mekanlardan biri olup, butun hafta popoyu yayip oturan, yiyen icen koca gobekli abilerin, amcalarin kalp krizi gecirme risklerinden bir haber kosum kosum top kosturdugu zilli mekan

cevresinde teller olmasi itibari ile insana kafesteymis hissi veren,her ayagina top gelenin kendini hagi zannettigi top alani…

sakatlanma riskinin çok yüksek oldugu, ama baska alan bulunamamasi zorunlulugundan gidilen futbol sahasi.
cogunlukla maclarin baklavasina oynandiginda sonunda alinmadigi ama insani bagimli yapan herhaftasonu oynatan sozluktede bir turnuvasi olsa guzel olur diye dusundugum sey

muhtemelen ufak çocuklarin evin içinde ordan oraya, top kosturmasindan etkilenen biri tarafindan bulunmus olan futbol sahasi..

futbol oynanmak üzere zemini hali benzeri özel bir maddeyle kapli ve etrafi tel örgüyle çevrili alan

hele birde yapay çimse bu hali saha tadindan yenmez

yapay çim olanlarında oynadığınızda üzeriniz siyah küçük kauçuk parçacıklarıyla dolar.

(bkz: halı saha maçı sonrası tarumar olmak)
ortaya bir iddia konulup 12 kafadar gidildiğinde tadına doyum olmayan eşsiz spor aktivitesi. çok çeşitli replikler gözlemleyebilirsiniz maçlarda. misal;
(bkz: berabersiniz)
(bkz: bırak vursun)
(bkz: kendi gider)

topun taca çıkmadığı (çıkamadığı) yegane saha türü
hayatın bütün streslerinden birkaç saatliğine kurtulmak için en ideal yerlerden biridir.
hali uzerine kum serpilmisleride mevcusttur.zira bu zeminde kosarken dusulmesi durumunda halinin bacagi yakmasi, yanan bacaga kumun tampon olarak basilmasi gerceklesir.otomotik olarak perte cikmak* mumkundur…

günümüz metropol insanının iş okul ve genel anlamda hayatta edindiği negatif enerjilerini atması için özel olarak dizayn edilmiş küçük yeşil sahacık
ayrıca (bkz: hali saha macinda kiz seyirci olmasi)
insanoğlu topu üç direk arasına sokacakya işte bu önemli heves için çeşitli araziler bulmuştur.halı sahada bunlardan biridir.özellikle gençler * çok kullanır,zira onlar için birebirdir.iyi kötü çok anılar yaşanmıştır.hele lisedekiler aklıma gelince gözyaşlarımı zor tutuyorum çünkü takım arkadaşlarımın hepsinden ayrıyım şuan.**.yani güzel yerdir.